26 Haziran 2015 Cuma

Truva'ya gidiyoruz

Çanakkaledeki elektriksiz kamp gecesinin sabahında kaldıgımız bungalow un ahşap tavanından her an bir akrep veya örümcek düşebilir korkusunun verdigi kuşkulu uykudan uyandıgımda denizin kıyılarla daha şiddetli kucaklaştığını gordum.. hafif bulutlu ve boğazın serinligindeki hava icinde bulundugumuz ortama tarihi bir atmosfer kattı. Kısa bir toparlanmadan sonra yola çıktık. rotamızı güneye cevirirken yol kenarlarında yanmış ormanları ve ayaklarından yere çakılmış bu canlıların çaresizliklerini hüzünle izliyoruz. Kısa sure sonra guneşin kavurdugu asfalt yolun sağında Troia (Troya) levhasını gorerek ana yoldan ayrıldık. Tabela ya Troia yı okuyamayanlar veya bir anlam veremeyenler icin parantez içinde Troya yıda ilave etmişler. artık anlamayanlara oranın neresi oldugunu sanırım anlamıştır. :) insan truva falan yazar parantezşn icine.. açıkhava muzesinin kapısında bilet alma merkezi var ve bir buyuk ilan dikkati cekiyor.. "Müze Müze gezdiren muze kar alın.. olur.. :) ama alıyorum.. cunki giris ucretiyle aynı fiyat. bundan sonra muzelere 1 yıl ucretsiz girecem. ucretinden dolayı gidemedigim muzeleri listeliyorum aklımda.. içeri giriyoruz. Temsili Truva atı karşılıyor bizi.. herkes atın icine giriyor. bizde giriyoruz. at dublex yapılmıs yani 2 katlı. 2 sinide gezip pencerelerinde kafalarımızı uzatıyoruz.

Harabeleri geziyoruz.. Gercekten buyuleyici.. şehir milattan once son 3000 yılda yaklasık 9 defa yokedilip tekrar inşaa edilmiş . sokakları caddeleri tiyatroları ve efsaneleri , filmlere konu olan güzel kadınları.. 5000 yıl oncede kadınlar filmlerdeki gibi bakımlımıydı acaba.. sehrin caddelerinde yutumek heyecan veriyor. o yollarda binlerce yıl once yuruyen tarihi insanlar ve onların gunluk hayatları canlanıyor kafamda. guneşin yakıcı sıcakligi daha fazla ayrıntıya girmemize engel oluyor. tekrar yollardayız. guneye dogru devam ediyoruz. hedefimiz asos yani behramkale..

Dr. Ercüment Sönmez Güdücüoğlu
sonmezguducu@gmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder